Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Petrol fiyatları arz kesintilerine rağmen 2023’te yüzde 10 düşüş kaydetti

Petrol fiyatları, dünya genelinde ekonomik gelişmelerin etkisiyle geçen yılı yaklaşık yüzde 10 düşüşle kapattı. Uluslararası referans olarak kabul edilen Brent petrolün varil fiyatı, bir önceki yıl 139 dolar seviyesini aşarken, geçen yıl devam eden küresel petrol arzı endişelerine rağmen ekonomik resesyon beklentilerinin yol açtığı talep belirsizliğinin daha ağır basmasıyla yıl boyunca 100 doların altında seyretti. […]

Petrol fiyatları arz kesintilerine rağmen 2023’te yüzde 10 düşüş kaydetti
Sibel Acar
  • Yayınlanma3 Ocak 2024 18:30

Petrol fiyatları, dünya genelinde ekonomik gelişmelerin etkisiyle geçen yılı yaklaşık yüzde 10 düşüşle kapattı.

Uluslararası referans olarak kabul edilen Brent petrolün varil fiyatı, bir önceki yıl 139 dolar seviyesini aşarken, geçen yıl devam eden küresel petrol arzı endişelerine rağmen ekonomik resesyon beklentilerinin yol açtığı talep belirsizliğinin daha ağır basmasıyla yıl boyunca 100 doların altında seyretti.

Geçen yılın ilk işlem gününde 85,96 dolardan açılan Brent petrolün varili, yılı 77,04 dolardan tamamladı. Böylece Brent petrol yılı yüzde 10,6 düşüşle bitirdi.

Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili ise yılı yüzde 11,2 düşüşle 71,65 dolardan kapattı. WTI petrolün varili 80,57 dolarla yıla başlamıştı. Böylece her iki ham petrol türü de yılı, son 3 yılın en düşük seviyelerinde tamamladı.

Talep endişeleri arzdaki aksamaların önüne geçti

Piyasalar, “daha zorlu” geçeceği belirtilen 2023’e arz endişeleriyle başlasa da ABD ve Çin başta olmak üzere küresel ekonomilere ilişkin olumsuz beklentiler, yıl boyunca fiyatları aşağı yönlü baskılamaya devam etti.

Yılın ilk aylarında, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın getirdiği üretim ve tedarik aksamaları piyasalarda arz tarafında belirsizliğe yol açarak fiyat artışlarını destekledi. Batılı ülkelerin Rus petrolüne yönelik yaptırım ve tavan fiyat uygulamalarına karşı harekete geçen Rusya, önce bu ülkelere petrol satışına yasak getirdi ardından petrol üretimini düşürdü.

Bu dönemde, Çin ise yaklaşık 2 yıl süren Kovid-19 salgını tedbirlerine aşamalı bir şekilde son verdi. Bu gelişme ile piyasalarda talepte toparlanma beklentileri konuşulurken, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı ve ikinci büyük petrol tüketicisi Çin’de ekonomi beklentilerin altında performans sergiledi. Hükümetin teşvik paketlerine rağmen, emlak, finans ve üretim sektörlerindeki zayıflığın petrol ithalatını azaltacağı endişeleri arz tarafında yaşanan aksaklıkların önüne geçerek yıl boyunca fiyat artışlarını törpüledi.

Bankacılık krizi yılın en düşük seviyelerini getirdi

Dünya çapında önde gelen merkez bankalarının faiz artırımlarına devam etmesiyle ABD ve Avrupa’da patlak veren banka iflasları ise ilk çeyreğin sonlarına damga vurdu.

Krizin diğer küresel ekonomilere de yayılarak petrol talebini baltalayacağı endişeleri petrol fiyatlarına olumsuz yansıdı. Arz tarafındaki aksamaların önüne geçen bu durum, yılın ikinci çeyreğinde petrol fiyatlarındaki sert düşüşün en önemli nedenlerinden biri oldu.

Geçen yıl 20 Mart’ta Brent petrolün varil fiyatı 70,06 dolara, WTI türü ham petrolün varil fiyatı ise 4 Mayıs’ta 63,64 dolara kadar geriledi. Bu fiyatlar, yılın en düşük seviyeleri olarak kayıtlara geçti.

Bu dönemde, düşük petrol fiyatlarından memnun olmayan OPEC+ grubu üyesi bazı ülkelerin sürpriz üretim kesintisi kararları art arda geldi. Söz konusu arz kesintileri fiyatlarda bir miktar toparlanma sağlasa da dünya genelinde açıklanan ekonomik verilerin neden olduğu resesyon endişeleri fiyatlardaki yükselişin önüne geçti. Brent petrolün varil fiyatı bu dönemde 80 dolar bandını aşamadı.

Arz ve talep değişimleri yılın en yüksek seviyelerini getirdi

Suudi Arabistan ve Rusya başta olmak üzere OPEC+ grubu ülkelerinin üretim kesintilerinin etkisinin hissedilmeye başlandığı üçüncü çeyrekte ise fiyatlarda yukarı yönlü ivmelenmeler yaşandı. Küresel petrol arzında daralma öngörülerinin de dillendirilmeye başlandığı bu dönemde petrol fiyatları da kademeli olarak artış kaydetti.

Takip eden günlerde ABD ve Çin’den gelen olumlu ekonomik veriler de talep görünümü besleyerek fiyat artışlarını destekledi. Brent petrolün varil fiyatı geçen yıl 28 Eylül’de varil başına 97,69 dolara tırmanırken, WTI aynı gün varil başına 95,03 dolar ile yılın en yüksek seviyesini gördü.

Bu dönemde dünyanın en büyük petrol üreticisi ABD de ham petrol üretiminde güçlü bir artış kaydetti. Ülkedeki üretim, 2019’daki günlük 13 milyon varillik rekor seviyeyi aştı.

Yılın son çeyreğinde ise İsrail ile Filistin arasındaki çatışmalarla yükselen tansiyon, küresel petrol arzına ilişkin endişelere neden oldu. Çatışmanın bölgeye yayılabileceğine dair endişeler ve Kızıldeniz’deki uluslararası lojistik aksamalar nedeniyle 2023’ün son çeyreği petrol fiyatlarında dalgalı seyrin yaşandığı bir dönem olarak kayıtlara geçti.

OPEC+ grubu, Brezilya’yı kazandı, Angola’yı kaybetti

2023 yılı OPEC+ grubu için zorlu bir yıl oldu. Grup, yıl boyunca bir yandan üye ülkelerin kota sorunlarıyla karşı karşıya kalırken, diğer yandan da üretim kesintisi kararlarıyla petrol fiyatlarını kontrol altında tutmaya çalıştı.

Petrol fiyatları, piyasaların dünya genelindeki ekonomik verilere odaklanmasıyla yıl boyunca ortalama 80 dolar seviyesinden işlem gördü. Bu durum, grubun üretim kesintilerini daha da derinleştirmesine yol açtı. Yükün çoğunu sırtlanan ülke ise Suudi Arabistan oldu.

Ancak arz kesintileri grup açısından istenilen etkiyi yaratamadı. Yatırımcıların yapılan kesintileri yetersiz görmesi fiyatları grubun hedeflediği seviyelere çıkarmaya yetmedi. Piyasalarda ise grubun yaptığı üretim kesintilerinin Uluslararası Enerji Ajansının 2024 yılının ilk çeyreğindeki yaklaşık 1,3 milyon varillik arz fazlası beklentisini telafi etmeyeceği görüşü hakim oldu.

OPEC+ cephesinde yılın son çeyreğinde asıl sürpriz Brezilya’nın gruba katılma kararı oldu. Bu gelişme, grubun, dünyanın en büyük sekizinci petrol üreticisi Brezilya’yı bünyesine katmasıyla pazar payını güçlendireceği yorumlarına da beraberinde getirdi.

Ancak OPEC+ grubu için esen olumlu hava uzun sürmedi. Yıl boyunca grup içinde görüş ayrılıklarına neden olan, bazı üye ülkelerin üretim kotaları konusundaki memnuniyetsizliği, Afrika’nın ikinci büyük petrol üreticisi Angola’nın gruptan ayrılma kararıyla sonuçlandı. Bu durum, grubun üretim planlarından memnun olmayan diğer üyelerin de benzer bir yol izleyebileceği, böyle bir durumda ise grubun piyasalardaki kontrol gücünün zayıflayacağı endişelerini güçlendirdi.

AA

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam